hayat bana güzel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat bana güzel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Nisan 2014 Cuma
26 Ocak 2013 Cumartesi
Benefit How to look THE BEST AT EVERYTHING
Herkese selamlar!
Bu yazıyı ne zamandır yazmak istiyordum ama hep tembellik ettim.
Lafı uzatmayalım gelelim bu güzel sete.
Bu seti yıl başı zamanı indirimden almıştım ama fiyatını hatırlamıyorum :(
Yazıyı geciktirmemin bir nedeni de biraz kullanmak ve daha
emin bir şekilde hakkında yorum yapmaktı.
Bende ki medium.
Seti kitap şeklinde yapmışlar. Gayet şık olmuş ama seyahate giderken ya da yanınızda
taşımanız gereken bir durum için hiç kullanışlı değil.
Çok yer kaplıyor.
Kapağını açtığınızda ürün açıklamaları (tabii ki türkçe değil) ve hoş bir
aynası var.
Gelelim ürünlere.
Bu çok güzel bir yüz kiti. Yüz makyajınız için gerekli olan her şey var!
İlk ürün 7.5 ml olan yüz bazı.
Gözeneklerinizi doldurup yüzünüzü fondöten sürmeye
hazırlıyor ve makyajınızın daha kalıcı olmasını sağlıyor.
Bu seti almamda ki en büyük etkenlerden biri de bu Hello Flawless Oxygen Wow
isimli föndöten.
Daha önce Sephora da yaptığım bir alış verişte ürün numunesi
verilmişti ve bayılmıştım.
Kitin içinde bu föndöteni görünce hemen aldım :)
yağ içermeyen bu ürün yağlı ciltler için ideal.
Aynı zamanda da spf 25 içeriyor olması ballı kaymak :)
yoğun kapatıcılıkta ve cildinizde föndöten var diye bağırmıyor. Olabildiğince doğal duruyor.
Bir diğer üründe bo-ing isimli kapatıcı
Bu iki tondan en üstteki yani 02 numarası benim tenime daha uyumlu.
Fotoğrafta alttaki açık renk gibi görülsede gerçekte öğle değil :)
Günlük hayatta çok fazla kaqpatıcı kullanmasamda
özel zamanlarda bu kapatıcıyı kullandım ve çok memnun kaldım.
Kesinlikle yapay durmuyor.
Bu kapatıcı da (her ikiside) 1,5 gram.
Son olarakta spf 15 içeren ''I'm cute as a bunny'' HONEY isimli
pudra . Bu pudranın tek sevmediğim yanı yerinde sabit olması.
bütün ürünler kutudan çıkarılıp ayrıca kullanılabiliyor fakat pudra çıkmıyor :(
Bu güzel setle ilgili benim yorumlarım bunlar.
Aranızda bu seti kullananlar varsa lütfen sizlerde bizimle yorumlarınızı paylaşın.
2 Ocak 2013 Çarşamba
Mutlu Yıllar :)
Biliyorum bu günlerde bloğumu biraz boşladım :(
Nedense konsantre olup bir şeyler yazamadım.Aslında son günler biraz
yoğun geçiyor vaktimde olmadı.
Umarım bundan sonra böyle bir şey yapmam. :)
2013 de daha çok yazışırız, sohbet ederiz :)
İnşallah muhabbet konumuz her zaman bizi mutlu eden şeyler olsun, hep gülelim, eğlenelim.
Zaten bu yazıda bende epeyce güldüm baksanıza :)
Yeni bir yıla girdik, güzel günler bizi bekliyordur umarım.
İnsanların çoğu yeni yıla girerken bir çok kararlar alır, bir önce ki yılın değerlendirmesini
yapar kendine derler çıkarır sanki hayatlarında yepyeni bir sayfa açılmış gibi.
Aslında her sabah hayatımızda yeni bir sayfa açılmıyor mu?
Yaptıklarını, yaşadıklarını, hatalarını değerlendirebilen insanlardan olabilmek, bir şeylerden
ders almak güzel...
Yeni yıl herkese sağlık,mutluluk,bereket getirsin. Bu hepimizin dileği :) Bunlara
ilave olarak hoşgörü, barış ve saygı da diliyorum.
Benim 2013'den ne beklediğim malum ;) ya siz?
Sizde 2013 dileklerinizi benimle paylaşırımsınız?
Sevgiler....
19 Kasım 2012 Pazartesi
Biz Yeni Bir Yola Çıktık
Merhabalar,
Bu gün eşimle birlikte hayatımızda yeni bir dönem başlatmak için bir adım attık.
Yaklaşık 2,5 yıldır evliyiz ve 2 yıldır da bir bebek özlemi içindeyiz.
İki yıldır bir çok test, tahlil yaptırdık fakat ikimizde de biyolojik olarak olarak
bebek sahibi olmamıza engel bir durum görünmedi.
Bizde daha fazla vakit kaybetmek istemediğimiz için soluğu bir tüp bebek merkezinde aldık.
Geçen nisan ayında da başarısız geçen bir aşılama yöntemi denemiştik.
Geçen hafta gittiğimiz merkezde yaşımızın genç olması nedeniyle doktor tekrar
aşılama yapılmasını uygun gördü.
Bu gün tedaviye başladık :)
Bunları neden yazdığımı sorarsanız geçen sene ilk aşılama yapılacağında
çok araştırdım bu işlemleri yaşamış ve bu deneyimini paylaşmış
birileri var mı diye ama maalesef istediğim bilgiyi bulamadım.
Bende elimden geldiğince dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.
Belki birilerinin işine yarar diye :)
Bu sürecin en zor yanı sonucu beklemek...
Rabbim isteyen herkese sağlıklı, aklı, fikri yerinde evlatlar nasip etsin.
sevgiyle kalın....
9 Kasım 2012 Cuma
Dumansız Hava Sahası :))
İki yıldır sigara bağımlısıydım. Önceleri sadece arkadaşlar arasında tek tük içerdim.
Evlendikten sonra eşiminde sigara içiyor olması ve tabi kendi evinde olmanın verdiği özgürlükle ben iyice bağımlı olmuştum .
Geçen sene 4-5 ay bırakma denememiz oldu fakat eşim geri başlayınca bende dayanamadım :(
Biraz üşüttüğümden ve hasta olduğumdan bahsetmiştim.
İyileşmen baya zaman aldı.
On gündür ilk defa bu gün hiç öksürmedim.
veee 10 gündür hiiiç sigara içmediiiiimmm :)
ve deee hiiiiç canım çekmiyor. Hatta 1-2 kez denedim ve tadı iğrenç geldi.
şu an çok rahatım sigara içmediğim için sinirli değilim, bu alışkanlığı doldurmak için fındık
fıstık vb. şeylere saldırmadım.
1-2 gün iştahım açıldı sadece o kadar.
Arada bir canım sakız çekiyor ama bu eskiden de olurdu.
Kısacası artık 'ben sigara kullanmıyorum!' diyebilirim :)
İnşallah bu hep böyle devam eder (benim için dua edin lütfen)
Çooook çooook mutluyum :)))))
Darısı diğer tiryakilerin başına :))))
1 Kasım 2012 Perşembe
3. Gün Napoli-Pompei
Gezimizin üçüncü günde İtalya'nın güneyinde kalan Napoli ve Pompei'yi dolaştık. Bu geziyi gerçekleştirirken çok şanslıydık. Üç saatlik yol boyunca sürekli yağmur yağdı, biz otobüsten indikten sonra yağmur bitti. Gezi bitti otobüse bindik yağmur yine başladı. :) şans işte.
İlk durağımız Pompei Antik Kenti. Yolda bizi bulutların arasında kalan Vezüv yanardağı karşılıyor. Vezüv yanardağı M.Ö 79 yılında patlamış ve bütün şehir yok olmuş. Lavların 30,000 metre yüksekliğe ulaştığı tahmin ediliyormuş.
Şehir 'ızgara şehir planı' şeklinde kurulmuş. Yollar ve kaldırımlar çok düzgün. Ayrıca kaldırımların kenarında küçük delikler var. Biz bunların su gideri olduğunu düşünmüştük ama rehberimiz bide o deliklerin atları bağlamak için yapıldığını söyledi. Kısaca park yeri :)
Burası bir nevi şehrin meydanı. Meydanın kenarında da pazar yerleri kuruluyormuş.
Burasıda şehrin genel eviymiş. Duvarlarında ilginç resimler vardı. Bazı yapıları sonradan tamamlamışlar ki o zamanlarda insanların nasıl yaşadığını daha iyi anlayalım.
Yanar dağ patlamasıyla taşlaşmış bedenler. Bazı kaynaklara göre bendenlerin bulundukları şekilde özel bir yöntemle çıkarıldıkları bazı kaynaklarda ise bu bölgeye ilgi çekmek için bu şekilde yapıldıkları söyleniyormuş.
Pompeide öğle yemeğimizi yedikten sonra Napoli'ye geçiyoruz. Pompei'de büyük ve tıklım tıklım bir restorana giriyoruz :) deniz kenarında bir şehir olduğu için deniz mahsulleri, pizza margarita ve domates soslu spagettisi meşhurmuş. Bizde obur insanlar olarak eşimle üçünden de söyledik :) kalamarlar bizi hayal kırıklığına uğrattı. Burada yediklerimizden daha farklı olduğunu hayal etmiştik fakat hiç bir farkı yoktu hatta onlar sosuz yiyorlarmış. Pizza margarita da bir kraliçe için yapılmış. domates (kırmızı), parmesan peyniri (beyaz) ve fesleğen (yeşil) renkleriyle italyan bayrağına benzetilmiş, adını da kraliçenin adını vermişler.
veee Napoli'ye geliyoruz. Napoli'nin Türkiye'ye çok benzediğini söylüyorlar ama bence çok daha değişik bir yer. Yollarda gördüğüm çoğu araba çarpık, kırık, döküktü ama onların hiç umrunda değildi. :) Evlerin çoğu dışarıdan viran gibi gözüküyordu.
Napolide 'baba' tatlısı meşhurmuş ama bence denemeyin! Şekli mantar gibi olan hamurdan yapılmış, şerbetli bir tatlı fakat sanırım likör var içinde o da acımtırak bir tat vermiş. Şahsen ben sevmedim. Napoli'den limoncello ve meloncello denemenizi ve hatta almanızı tavsiye ederim. Yolunuz Napoliye düşerse alış veriş yapmakta benim gibi tereddüt etmeyin gerçekten güzel ve uygun şeyler var :)
İlk durağımız Pompei Antik Kenti. Yolda bizi bulutların arasında kalan Vezüv yanardağı karşılıyor. Vezüv yanardağı M.Ö 79 yılında patlamış ve bütün şehir yok olmuş. Lavların 30,000 metre yüksekliğe ulaştığı tahmin ediliyormuş.
Şehir 'ızgara şehir planı' şeklinde kurulmuş. Yollar ve kaldırımlar çok düzgün. Ayrıca kaldırımların kenarında küçük delikler var. Biz bunların su gideri olduğunu düşünmüştük ama rehberimiz bide o deliklerin atları bağlamak için yapıldığını söyledi. Kısaca park yeri :)
Burası bir nevi şehrin meydanı. Meydanın kenarında da pazar yerleri kuruluyormuş.
Burasıda şehrin genel eviymiş. Duvarlarında ilginç resimler vardı. Bazı yapıları sonradan tamamlamışlar ki o zamanlarda insanların nasıl yaşadığını daha iyi anlayalım.
Yanar dağ patlamasıyla taşlaşmış bedenler. Bazı kaynaklara göre bendenlerin bulundukları şekilde özel bir yöntemle çıkarıldıkları bazı kaynaklarda ise bu bölgeye ilgi çekmek için bu şekilde yapıldıkları söyleniyormuş.
Pompei de bir hamam
Pompeide öğle yemeğimizi yedikten sonra Napoli'ye geçiyoruz. Pompei'de büyük ve tıklım tıklım bir restorana giriyoruz :) deniz kenarında bir şehir olduğu için deniz mahsulleri, pizza margarita ve domates soslu spagettisi meşhurmuş. Bizde obur insanlar olarak eşimle üçünden de söyledik :) kalamarlar bizi hayal kırıklığına uğrattı. Burada yediklerimizden daha farklı olduğunu hayal etmiştik fakat hiç bir farkı yoktu hatta onlar sosuz yiyorlarmış. Pizza margarita da bir kraliçe için yapılmış. domates (kırmızı), parmesan peyniri (beyaz) ve fesleğen (yeşil) renkleriyle italyan bayrağına benzetilmiş, adını da kraliçenin adını vermişler.
veee Napoli'ye geliyoruz. Napoli'nin Türkiye'ye çok benzediğini söylüyorlar ama bence çok daha değişik bir yer. Yollarda gördüğüm çoğu araba çarpık, kırık, döküktü ama onların hiç umrunda değildi. :) Evlerin çoğu dışarıdan viran gibi gözüküyordu.
Napolide 'baba' tatlısı meşhurmuş ama bence denemeyin! Şekli mantar gibi olan hamurdan yapılmış, şerbetli bir tatlı fakat sanırım likör var içinde o da acımtırak bir tat vermiş. Şahsen ben sevmedim. Napoli'den limoncello ve meloncello denemenizi ve hatta almanızı tavsiye ederim. Yolunuz Napoliye düşerse alış veriş yapmakta benim gibi tereddüt etmeyin gerçekten güzel ve uygun şeyler var :)
30 Ekim 2012 Salı
ROMA 1.Gün
Herkese Merhaba,
Bayram, tatil derken bloğa biraz ara vermiş oldum :( Size tatilimden biraz bahsetmek istiyorum. Roma ya gitmeden önce blog yazısı çok aradım. Neyse lafı uzatmayayım umarım yazım gitmek isteyenlere ve merak edenlere yol gösterir.
1. Gün roma içindeydik. (sizle için detaylı not tutmak istedim ama çok hasta oldum her boşlukta uyudum :( )
Roma da panoromik bir tur yaptık. İlk durağımız Vatikan oldu. Vatikan da sadece bu meydanı gördük :) çünkü zamanımız yetmedi. Her yerde acayip sıra vardı zaten. Açıkçası detaylı gezemediğimiz için çokta üzülmedim.
Roma adeta bir açık hava müzesi her yerde tarihi bir kalıntı var.
Tarihi collesium. Çok görkemli bir görüntüsü var. Akşam collesiumun karşısında ristorante royal adında bir yere gittik. Sanırım sahibi Türk. Yemekleri güzeldi. Roma'da genelde porsiyonlar bize göre çok küçük. Bu resimde görülen smart adı erilen arabalarda Roma da çok yaygın :)
Spagna piazza
Ünlü ispanyol merdivenleri. İki meydan arasında ki geçişi kolaylaştırmak için İspanyol konsolosluğunun yaptırdığı merdivenler. Her daim çok hareketli. Aslında çok enteresan bir şey yok ama insanlar sürekli bu merdivenlerde toplanıyor, burada oturup dinleniyorlar.
Bayram, tatil derken bloğa biraz ara vermiş oldum :( Size tatilimden biraz bahsetmek istiyorum. Roma ya gitmeden önce blog yazısı çok aradım. Neyse lafı uzatmayayım umarım yazım gitmek isteyenlere ve merak edenlere yol gösterir.
1. Gün roma içindeydik. (sizle için detaylı not tutmak istedim ama çok hasta oldum her boşlukta uyudum :( )
Roma da panoromik bir tur yaptık. İlk durağımız Vatikan oldu. Vatikan da sadece bu meydanı gördük :) çünkü zamanımız yetmedi. Her yerde acayip sıra vardı zaten. Açıkçası detaylı gezemediğimiz için çokta üzülmedim.
Roma adeta bir açık hava müzesi her yerde tarihi bir kalıntı var.
Tarihi collesium. Çok görkemli bir görüntüsü var. Akşam collesiumun karşısında ristorante royal adında bir yere gittik. Sanırım sahibi Türk. Yemekleri güzeldi. Roma'da genelde porsiyonlar bize göre çok küçük. Bu resimde görülen smart adı erilen arabalarda Roma da çok yaygın :)
Fontana di tirevi. Tirevi çeşmesinin etrafı her daim kalabalık. İtalya'ya giderken herkes 'aman yankesicilere çok dikkat!' dedi. Çok şükür büzüm başımıza bir şey gelmedi ama resmen çantalarımıza sarılıp gezdik. Nasıl bir psikolojiye girdiysek :) Bizim turla gelen bir beyin iç cebinden cüzdanını yürütmüşler yalnız :(
Spagna piazza
Ünlü ispanyol merdivenleri. İki meydan arasında ki geçişi kolaylaştırmak için İspanyol konsolosluğunun yaptırdığı merdivenler. Her daim çok hareketli. Aslında çok enteresan bir şey yok ama insanlar sürekli bu merdivenlerde toplanıyor, burada oturup dinleniyorlar.
Malum Roma dondurması meşhurdur. Benim iki kez dondurma yeme şansım oldu çünkü ikinci gün çok fena hasta oldum :( . Blu ice dondurmalarını beğendim. Makarnalarından da en çok fettucine alfredo yu sevdim.
Roma' da bu kadar vakit geçirebildik. Konaklamamız Roma' da oldu ama diğer günler başka şehirlere gittik 2. gün yazım daha sonra gelecek. bu arada Radisson Blu Hotel de kaldık. Terminin hemen karşısındaydı. Otelden çok memnun kaldık. Başka otellerde kalanlarda vardı fakat onlar hiç memnun değillerdi.
8 Ekim 2012 Pazartesi
4 Ekim 2012 Perşembe
OTEL YORUMU (Adam & Eve)
Malum yaz sezonun bitmesiyle otel fiyatları düştü. Bizde arkadaşlarla bu fırsatı değerlendirip ufak bir hafta sonu kaçamağı yapmaya karar verdik.
Otel konsept olarak balayı çiftleri için hazırlanmış. Çocuk görmeniz zor koca otelde bir veya iki çocuk vardı.
Otel bembeyaz, her yerde aynalar var.
Otelde üç tane havuz var. Birinde üç tane su kaydırağı var.Diğer havuz normal bir havuz :) Etrafında çeşitli gösteriler yapılıyor. Sürekli bir etkinlik var. Resimde gördüğünüz sessiz havuz. Bu havuzda gürültü yapmak ve çocukların girmesi yasak. Uzunluğunun 96 m olduğu söylendi. Havuzlar gerçekten çok temiz.
Burası atrium adı verilen bar. Avrupanın en uzun barıymış. Tavanı minik aynalarla kaplı. Burada ilginç gösteriler oluyor. Bazen motosikletler geçiyor, bazen keman eşliğinde showlar, bazende halatla tepede sallanan akrobatlar.
Ayaklarınızı uzatarak oturabileceğiniz sedirler var etrafında. Biz gittiğimizde sanırım otelin havalandırmasında bir sıkıntı vardı otelin içi acayip sıcak ve havasızdı :(
Odalarda her şeyi kumandaya bağlamışlar ışıklar,panjur hepsi kumandayla çalışıyor. İsterseniz ışığı ayarlıyorsunuz sürekli renk değiştiriyor. İlk önce çok hoşunuza gitsede sonra çok sıkıcı olabiliyor.
Odada birde jakuzi var. Odaları geniş ve ferah
Ayrıca bir giyinme odası yapmışlar.
Angel konsept var otelde. Her odayla bir angel ilgileniyor herhangi bir sorun olduğunda yardımcı oluyorlar(mış). Bir suyu beş saatte gönderemediler. Bizimle ilgilenen kız biraz ilginç bi tipti :)
Her akşam farklı bi eğlence, partiler falan var pek sıkılmıyorsunuz.
Biz yeme içmeye düşkün insanlar olarak mutfağını beğenmedik. Lezzetsizdi bir çok yemek.
Otelden bu sefer pek memnun kalmasak da yine de çok eğlendik :)
3 Ekim 2012 Çarşamba
1 Ekim 2012 Pazartesi
Çantalarınızı Nasıl Saklıyorsunuz?
Çantalarım uzun zamandır dolap köşelerinde ezilip büzülüp duruyordu :( Limango'da bu apatarı görünce hemen aldım.
Siparişim ulaşır ulaşmaz hemen çantalarımı asmak için koştum eveeee...
Bu aparatın her iki ucunda dametal aksamlar var. Bu aksamları kapının üstüne ve altına geçirip sabitlemeniz gerekiyor.
Fakat benim kapıma kısa geldi :)
Büyük çantalarımıda taşımadı. Büyük bir çanta astığımda asma yerleri aşşağı doğru kaydı :(
Ben hafif olan, çok kullanmadığım, eskiyipde atmaya kıyamadığım çantaları astım. En azından dolabımım içi ferahladı.
Siz çantalarınızı nerede saklıyorsunuz? Pratik çözümleriniz varsa paylaşın lütfen...
26 Ağustos 2012 Pazar
İstanbul Alışverişim
Bu videoyu yüklemek benim için yılan hikayesine döndü :) ama sonunda başardım. Umarım beğenirsiniz...
25 Ağustos 2012 Cumartesi
Ben yaptimm :))
Bu postu telefonumdan hazirliyorum bakalim ne kada basarili olabilecegim :)
Firinda kiymali makarna yaptim sizlerlede paylasmak istedim
250 gram kiyma
2-3 domates
3 su bardagi makarna
4 su bardagi su
3 yemek kasigi sivi yag
1 su bardagi kasar peyniri
Kekik, tuz (istenilen baharatlar)
Yagi ve kiymayi bir tencereye koyup kiymamin rengi degisene kadar kavuruyoruz. Uzerine domatesleri ilave ediyoruz. Biraz kavurduktan sonra suyu ekliyoruz. Kaynayincaya kadar pisiriyoruz. Bir borcama ciğ makarnalari koyuyoruz, uzerine hazirladigimiz sosu dokup hafifce karistiriyoruz. Onceden isitilmis 200 derece firinda 20-25 dk pisiriyoruz. Son olarak uzerine kasarlari serpip eriyene kadar firinda bekletiyoruz.
İste bu kadar...
Afiyet olsun :)
Firinda kiymali makarna yaptim sizlerlede paylasmak istedim
250 gram kiyma
2-3 domates
3 su bardagi makarna
4 su bardagi su
3 yemek kasigi sivi yag
1 su bardagi kasar peyniri
Kekik, tuz (istenilen baharatlar)
Yagi ve kiymayi bir tencereye koyup kiymamin rengi degisene kadar kavuruyoruz. Uzerine domatesleri ilave ediyoruz. Biraz kavurduktan sonra suyu ekliyoruz. Kaynayincaya kadar pisiriyoruz. Bir borcama ciğ makarnalari koyuyoruz, uzerine hazirladigimiz sosu dokup hafifce karistiriyoruz. Onceden isitilmis 200 derece firinda 20-25 dk pisiriyoruz. Son olarak uzerine kasarlari serpip eriyene kadar firinda bekletiyoruz.
İste bu kadar...
Afiyet olsun :)
13 Ağustos 2012 Pazartesi
KENDİME BAKIYORUM :)
Merhabalar,
Bu postta sizlere yüz ve vücut bakımımda kullandığım ve memnun kaldığım ürünlerden bahsetmek istiyorum.
Hadi başlayalım :)
İlk olarak makyaj temizliğinden başlayalım. Ben makyaj temizliğimi Mustela'nın Physiobebesiyle yapıyorum.Bilindiği aslında bebekler için kullanılan bir ürün. Bende cildim bebek gibi olsun diye bu ürünle makyajımı temizliyorum :)
Physiobebe bebekler için durulanmayan temizleme losyonu. Özellikle göz makyajını çok iyi temizliyor ve gözlerimi yakmıyor.
Temizlenmeye M.asam Aqua ile devam ediyorum. Benim cildim hassas olduğu için bu ürünü kullanıyorum.
İçinde minicik jojoba tanecikleri var. Çok fazla köpürmüyor. Sabah, akşam bu ürünle yüzümü yıkıyorum.
Yüzümü temizleme işlemi bittikten sonra ilk olarak göz çevremi nemlendiriyorum. Yine M.asam Aqua kullanıyorum. Göz dibine sürmüyorum, güzümün etrafında ki kemiğe hafif masaj hareketleri ile uyguluyorum. Göz çevremizdeki deri çok ince olduğu için diplere sürmüyoruz.
Yüzümde M.Asam aqua ile nemlendiriyorum.Göz çevresi kremide yüz kremininde yapısı çok hafif cildimi yağlandırmıyor. Bu ürünleri kullanırken azar azar kullanmaya çalışıyorum. Çünkü az miktarda almam yeterli oluyor.
Parmak ucuna biraz ürün alıp ısıtıyorum. Aşağıdan yukarıya doğru yüzüme sürüyorum. En son elimde kalanı da boynuma sürüyorum.
Yüz kremi ve göz çevresi kremimi sadece akşamları uyguluyorum. Sabah güneş koruyucu sürmem yeterli oluyor.
Bu da benim ikili göz altı aydınlatıcı serumum :) Göz altlarımda oluşan morlukları gidermek için kullanıyorum.
Tonlu olan kısmı gündüzleri kullanıyorum. Hem aydınlatıcı görevi görüyor hemde morluklarla savaşıyor. Krem formunda olan kısmını da gece kullanıyorum.
Bu peeling artık benim vazgeçilmezim oldu. Haftada 1 yada 2 kez banyoda bütün vücuduma uyguluyorum. İçinde bulunan esmer şeker özleri cildimi çizmeden temizliyor ve yumuşacık yapıyor. Kokusu da çok güzel.
Sizinde benim gibi batık sorununuz varsa bu ürünü kesinlikle denemelisiniz. Düzenli kullanımda güzel sonuçlar veriyor.
Benim cilt bakımında kullandığım ve memnun olduğum ürünler bunlar. Sizin ki hangisi? Sizlerde benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Umarım sizler için faydalı bir post olmuştu...
Bu postta sizlere yüz ve vücut bakımımda kullandığım ve memnun kaldığım ürünlerden bahsetmek istiyorum.
Hadi başlayalım :)
İlk olarak makyaj temizliğinden başlayalım. Ben makyaj temizliğimi Mustela'nın Physiobebesiyle yapıyorum.Bilindiği aslında bebekler için kullanılan bir ürün. Bende cildim bebek gibi olsun diye bu ürünle makyajımı temizliyorum :)
Physiobebe bebekler için durulanmayan temizleme losyonu. Özellikle göz makyajını çok iyi temizliyor ve gözlerimi yakmıyor.
Temizlenmeye M.asam Aqua ile devam ediyorum. Benim cildim hassas olduğu için bu ürünü kullanıyorum.
İçinde minicik jojoba tanecikleri var. Çok fazla köpürmüyor. Sabah, akşam bu ürünle yüzümü yıkıyorum.
Tonik olarak Rosesse'nin gül suyunu kullanıyorum. Her gün kullanmıyorum haftada 2-3 gün kullanmam yeterli. Gül suyu cildi temizler ve kırışıklıkların oluşmasını engellemeye yardımcı olur. Bence bu doğal toniği herkes kullanmalı (:
Yüzümde M.Asam aqua ile nemlendiriyorum.Göz çevresi kremide yüz kremininde yapısı çok hafif cildimi yağlandırmıyor. Bu ürünleri kullanırken azar azar kullanmaya çalışıyorum. Çünkü az miktarda almam yeterli oluyor.
Parmak ucuna biraz ürün alıp ısıtıyorum. Aşağıdan yukarıya doğru yüzüme sürüyorum. En son elimde kalanı da boynuma sürüyorum.
Yüz kremi ve göz çevresi kremimi sadece akşamları uyguluyorum. Sabah güneş koruyucu sürmem yeterli oluyor.
Bu da benim ikili göz altı aydınlatıcı serumum :) Göz altlarımda oluşan morlukları gidermek için kullanıyorum.
Tonlu olan kısmı gündüzleri kullanıyorum. Hem aydınlatıcı görevi görüyor hemde morluklarla savaşıyor. Krem formunda olan kısmını da gece kullanıyorum.
Bu peeling artık benim vazgeçilmezim oldu. Haftada 1 yada 2 kez banyoda bütün vücuduma uyguluyorum. İçinde bulunan esmer şeker özleri cildimi çizmeden temizliyor ve yumuşacık yapıyor. Kokusu da çok güzel.
Sizinde benim gibi batık sorununuz varsa bu ürünü kesinlikle denemelisiniz. Düzenli kullanımda güzel sonuçlar veriyor.
Benim cilt bakımında kullandığım ve memnun olduğum ürünler bunlar. Sizin ki hangisi? Sizlerde benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Umarım sizler için faydalı bir post olmuştu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


